Sonbahar

Günesin yaz tazesi ışıklarının yerini kış kaçkını ışınlara bırakma sürecidir sonbahar. Doğanın içinde kalan son enerji kırıntılarını alevden bir katmanla üstüne çekip hafif hafif yanlamaya başladığı zamandır.

En güzel,en anlamlı ,en parlak mevsimdir. Hava ne sıcaktır ,ne soğuk ,ılık bir rüzgarla birlikte ,dökülen sararmış yapraklar ,havada bir romantizm kokusu ,en yaşanılası mevsimdir.

Yedigöller

Bayramın ikinci günü kaçamak yapıp Yedigöller de bulduk kendimizi.
Milli parktan içeri girer girmez yeşilin her tonu ile karşılaşıp, şaşakaldık.
Fotoğraflarda gördüğümüz hayvanlar, kuşlar, böcekler ilk gördüklerimiz. Daha sonra parka adını veren yedi göl ile karşılaştık.
Sazlıgöl, İncegöl, Küçükgöl, Deringöl, Büyükgöl, Kurugöl ve Seringöl. Bu göller, kayan kütlelerin vadilerin önünü kapatması ile oluşmuş ve bulunduğu yöreye ismini vermiş.
Bitki örtüsü çok geniş olduğu için birbirinden farklı ağaç türleri ile ülkemizin en güzel karışık doğal ormanlarından biri. (kayın, gürgen, fındık, kızılağaç, akçaağaç, ıhlamur ve titrek kavak bunlardan bazıları.)
Ayrıca birçok yaban hayvanına da ev sahipliği yapıyor. (100’ün üzerinde kuş, sincap, tilki, kurt, tavşan, domuz ve yabani ördek gibi)

Mis gibi havayı içimize çekerek doğa yürüyüşleri yaptık, mangal yakarak göl kenarında piknik yaptık.
Yani anlayacağınız üzere Bolu Yedigöller, tam bir doğa cenneti, ve mevsimlerin geçişini en güzel fotoğraflayabileceğiniz milli parklardan…
İçerisindeki göllerin sessiz sakin bünyesi de ruha pozitif bir enerji yükleyen doğa güzelliklerinden…
Manzara Seyir Terası’ndan gölleri kuşbakışı izleyerek çayımızı içerek tamamladık.

Osman Bey Konağı Cafe Restorant

Uzun zamandır mekân paylaşımı yapmıyorduk, şimdi tam zamanı diye düşündük.

Son zamanda gerçekleştirilen çalışmalar sonucunda ziyaretçilerine köklü bir tarihin yanı sıra çeşitli sanatsal ve kültürel aktiviteler sunan semtte 19. yüzyılda kente hâkim olan mimari anlayışın tüm detaylarını inceleme fırsatı bulabilirsiniz.
Hamamönü’nde tarih kokan bir mekân diyebiliriz.

Lezzetli bir sabah kahvaltısı ile güne başlayabileceğiniz, Osmanlı şerbetinin tadına bakabileceğiniz güzel bir mekan.
Kahvaltı 2 kişilik 39 TL
Fiyat olarak uygun.

Van gezisi…

İlk gezimizde sizi Van‘a götürüyoruz. Van’da gezilecek yerler, tadılacak özel lezzetler sizi bekliyor. Son yıllarda özellikle İranlı turistlerin yoğun olduğu bir ilimiz. En son 2018 gittiğimizde, sadece İranlıların yaşadığını fark ettik. Van depreminden sonra şehri terk edenler bir daha geri dönmemiş, yerli halkı çok az.
Van için Doğu’nun Paris’i diye boşa dememişler. Muhteşem güzellikteki Van Gölü etrafına konuşlanmış olan şehir gezilecek yerler bakımından da oldukça zengin.


Van gölü ile ilgili aklımda kalan ilginç bilgilerden bazılarını paylaşmak istiyorum.
Van Gölü dünyanın en büyük sodalı gölüdür.
Van Gölü Türkiye’nin en büyük gölüdür.
Van Gölü Türkiye’de feribot ile taşımacılık yapılan tek göldür.
Van Gölü dünyanın en derin 15. gölüdür.
Van Gölü’nün yüzölçümü 3.713 km²’dir.
Van Gölü’nün 600 bin yıl önce oluştuğu tahmin edilmektedir.
Van Gölü, Nemrut Volkanik Dağı’nın patlaması sonucunda oluşmuştur.
Van Gölü denizden 1646 metre yüksektir.
Van Gölü, ismini Urartu Krallığı’nın başkenti olan Van’dan almaktadır.

Urartular’a başkentlik yapmış olan şehirde döneme ait pek çok eser görülebilir. Van denildiğinde ilk akla gelenler kuşkusuz renkli gözlü kedileri ve Van Kahvaltısıdır.
Şehrin görülmesi gereken yerlerinin başında Van Kalesi geliyor. Buraya gelmişken kalenin hemen altındaki parkta yer alan tarihi Van Evi’ni ve tarihi köprüleri de görebilirsiniz.

Şehrin simgesi olan mavi ve yeşil gözlü kedilerin yaşadığı Van Kedi Evi de yine bu yol üstünde yer alıyor. Van’ın bir diğer simgesi de Akdamar Adası ve adayla aynı adı taşıyan kilise.


Midenizi olduğu kadar çeşitliliği sayesinde gözünüzü de doyuran bu özel kahvaltı kültürünün lezzetinden ve tazeliğinden sonra biraz da hikayesinden bahsedelim… Van’ın ilk kahvaltı salonu 1940’lı yıllarda şehrin en işlek caddelerinden birinde “Süt Evi” adıyla açılmıştır. Süt Evi’nin kahvaltı menüsünde başta sadece süt, çay, bal, tahin, pekmez ve Van’ın ünlü otlu peyniri bulunuyordu.

1970’lerin sonlarında, kahvaltı evinin sahibinin askere gitmesiyle birlikte tanıştığı beyaz peynir, zeytin, reçel, kaşar peyniri, sucuk ve kavurma gibi farklı tatlar da kahvaltı kültürüne eklendi.

Gittikçe çeşitlenen menü sayesinde bu geleneksel kahvaltı kültürü oldukça ünlü hale geldi ve şehre gelen turistlerin uğrak noktası halini aldı. “Süt Evi” adının “Van Kahvaltı Sofrası” adını alması da sofranın gittikçe çeşitlenmeye başladığı bu dönemlere denk gelmektedir. Kahvaltı sofrasında özellikle unutamadığım lezzetlerinden biride ceviz reçelidir. Şiddetle tavsiye ederim.


Ayrıca Van’ a gittiğimizde;
Akdamar adasını ve Akdamar Kilisesi’ni ziyaret etmeden,
Hoşap Kalesi’ni görmeden,
Urartular’dan kalma kaleyi gitmeden
Muradiye Şelalesi’ni görüp, inci kefali göçünü seyretmeden,
Van kedi evinde güzel renkli kedilerini sevmeden,
Kahvaltı etmeden dönmemelisiniz…